www.flickr.com
t.tku's items Go to t.tku's photostream

16 Mayıs 2007 Çarşamba

halka kupe





the girl next door filminin baslarinda spor salonuna giren uc erkekten birisi little miss sunshine'da konusmama yemini eden genctir, fikrimin ince guludur.



bugun el laberinto del fauno, pan's labyrinth'e gittim. benden neredeyse on yas kucuk ofelia'yi hakli olarak kiskandim, o mis gibi sofradan sadece iki uzum yiyebilmesini en cok kiskandim. film icabi olsun, baska sey olsun ben bir kere yemisken sunlari da yiyeyim dusuncesine sahibim, cok fena.


gecen cuma breach, ihanet'e gittim. vizyonda ilgimi ceken hicbir film yoktu ve afislerine gore bir secim yaptigimda bu filme girdim. filmin ilk bolumu boyunca ryan phillippe'in kime benzedigini dusundum, olaylarin akisindan koptum. en sonunda firat kafkas'a benzettigimi anladim, sonra da hic benzemiyor be diyip cinebonus'un igrenc kokulu islak mendilini cekistire cekistire oynamaya, dugumler atmaya devam ettim.




spiderman III'e de bilkent senliklerinin son gununde gittim. neden bilmiyorum ama ben begenmedim. hem bu film sanki cizgiromandan epey farkli olmus, guvendigimiz kahramanimiz amerika bayraginin onunden gecerek pozlar vermis. bu filmde beni en derinden yaralayan mary jane'in 'o bizim opucugumuzdu!' demesidir.


kitabini bilmem ki neden okumadigim mutluluk'a gittim. ben filmi sevdim, zaten annem de filmdeki ver elini deniz, ver elini huzur diyip acilan amcayi cok sever; ne efendi adam yahu der gordukce. abdullah oguz'a laf atamadigim icin bu seferlik mutluyum cunku filmin kucuk ayrintilarindaki dogalligi yakalamak beni cok sevindirdi. meryem ile irfan balik ciftligindeki evde yemek yerlerken meryem'in bogazina kilcik kactiginda irfan, meryem'in agzina dogru ekmegi uzatti. meryem ekmegi irfan'in elinden alip kendi eliyle agzina goturmustu. dikkat edildi mi bilmiyorum fakat bu detay benim gundelik yasama sevincime sevinc katmisti.


ankara film festivali'ndeki belgesel ve kisa filmlere gittim, hicbirini de anlamadim. film dedigimin soyle bir 130 dakika surmesi taraftariyim yoksa anlayamiyorum. sevgilim istanbul'u merak ediyorum, vizyondayken kacirdim. ucan supurge film festivali kapsaminda cumartesi gunu gosterilecegini gordum, belki giderim.




dogadan'in relax cayini herkeslere tavsiye ediyorum, chasing amy filmini ariyorum. hic olmazsa pazar gunleri zaman gazetesi okumanizi isterim, sarkiniz okkervil river - red.

sinavlarimda ve final projelerimde dualariniz benimle olsun.

00:28

4 tane

Anonymous Adsız dedi ki...

gripin adlı nacizane grubumuzun emre aydın adlı bir diğer şarkıcımızla düet yaptığı sensiz istanbula düşmanım adlı şarkıyı 3.ye dinliyorum.
emre aydının şarkılarını çok beğendiğini söyleyen canım arkadaşlarıma ezik o adam ya derken bu şarkıda neden bu kadar sevdiğimi anlamlandırmaya çalışıyorum. burda kendi şarkılarından daha güzel söylemiş olduğunu ve arada birol da söylediği için bir süre sonra baymıyorum gibi bir sebep buluyorum(alternatifim popülariteyle işim olmaz ya aklımca kılıf hazırlıyorum)
insan dinlerken istiyor ki böyle seveni olsun. güzelim istanbul o insan için seninle anlam kazansın. sonra ayrılınca böyle şarkı yapsın böyle güzel ne olur gel desin.(tabi böyle bir adamdan nasıl bir sebeple ayrılınıldığını anlayamadığımı birazdan tatışacağım.) koşa koşa git. karşısında duruyorken ne kadar güzel bakar kimbilir..
bugünlerde herkesin aşık olası tuttu. baharın etkisi yeni ortaya çıkıyor sanırım. kendimi nasıl hissetmeliyim diye düşünüp duruyorum. bu da büyük ihtimalle o anda kötü hissettiğim gerçeğini kendime bile itiraf edememe dürtüsü. çünkü müzikten anlayan, güzel yazı yazan, romantik, ne istediğini bilen, içki kumar sigarası olmayan, hep hayatının kadınını beklemiş, pisikolojik sorunları olmayan ve geçmişteki ilişkilerini geçmişte bırakmış adamları nasıl bulduklarını anlayamıyorum. ya da bu adamların onları nasıl bulduklarını. ayrıca bu adamlar kızların her türlü kapris tribe de göğüs geriyorlar. hiç anlamıyorum ya hiiiç!

bir browni alanım, sevdiğim kahveyi bilip getirenim yok!

16 Mayıs 2007 02:58  
Blogger NoktasizvirguL dedi ki...

Ama masada üzüm salkımı varsa ben de hepsini yerim ki iki tane yenir gerisi bırakılır mı cnm o işte kesin bir hata vardır.

Panın Labirenti cidden güzel filmdir ama ttku okuyan herkese tavsiye ederim.

Spider Man III için bu ikinci kez çekilmiş hali diyorlar, bir kez çekmişler görüntüler mi çalınnmış ne yapılmış öyle bişi varmış. Sinamada şu anki film ise biraz aceleye getirilmiş gibi geldi bana.

Mutluluk isimli kitap kişiliğimin üzerine çok büyük etkiler bırakmış bir kıtaptı. Bu yüzden filmine gitmedim, izlemeyi de düşünmüyorum nedense...

İyiki Aşkım İstanbul'u izleyememişsin. Adına kapılıp büyük beklentiler içerisine girmemeni tavsiye ederim.

Kısa film yoktur, az ama öz film vardır. Kısa film festivallerinde yaklaşık 3 yıldır ben az ama öz bir film göremedim.

Gönderdiğin şarkıları seviyorum.

Abbas :P

16 Mayıs 2007 13:12  
Blogger Smart Learning Hub dedi ki...

welcome back!

16 Mayıs 2007 17:24  
Blogger z dedi ki...

-fırat kafkas'a gerçekten benziyor.
- ukalalık olmasın ama sen cidden oldun! budur! hastasınım!
- ilk yorumun anonymous'una fırat kafkas'ı yapalım diyorum ne dersin? özellikler uymakta, ilaveten anlamlı tashih becerisi de bedava :)
-cannes film festivali açılış törenini kaçırmakta olduğumu farkettim şu an!

kibbyemuck :)

16 Mayıs 2007 18:15  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

neler yazdık en son?

arşiv bile yaptık