mezuniyet balosuna saatler kalmis. oturdugum yerden kalktim, bacaklarim uyusmus. saclarimi sardim. elbisemi askidan aldim, soyle bir cirptim. butun makyaj malzemelerimi cikarip aynanin karsisina gectim. kafam agirlasti. beynim duruyor. makyaj yapiyorum, agliyorum. akiyor, siliyorum. yeniden yapmaya calisiyorum ve saatler geciyor. olesiye keyifsizim ama mutluyum. keyifsizlikten aglayacak kadar olmusum ama mutluluktan guluyorum. ufle diyorum alper'e, gozlerime ufle; kurusun. butun ev seferber olmus, baloya hazirlaniyorum. saclar aciliyor, saclar yapiliyor, toka ilistiriliyor, begeniliyor. elbisemi giyiyorum. kupelerimi takip son kez aynaya bakiyorum. ayakkabilari ayaklarima gecirdigim gibi sokaga firliyorum. iyi ki diyorum, iyi ki tasinmisim bu eve. bir ust sokak: atakule. kosarak variyorum, asansore biniyorum ve tanidik yuzler. ne kadar guzel olmusum, fransiz havami konusturmusum. asaletim yetermis, benim kadar naifi hic yokmus. tesekkur ederim, o senin guzelligin. asagi iniyorum, gunesin batisini izliyorum tepeden. burada olsaydi da sikilsaydi. ankara. havada suzulmek fikri ilk defa bu kadar yakin geliyor. kendimden korkup iceriye gidiyorum. sag ol canim, senin de oyle. ayakkabilarini cok begendim. seninkiler de cok guzel. saclarini hep boyle yap. olur canim, sen iste. yillar boyunca, genc kiz dergilerinde aylar oncesinden dosya konusu olan mezuniyet balosu da boylece sona eriyor.

elbette sabitlenmis bir gulus ve sinirsiz icki.
0 tane
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]