ankara'ya kis gelince bir seyler oluyor sevgili okuyucular ! ankara caz festivali biterken efes pilsen blues festivali basliyor. anatolian showland'e mercan dede geliyor, oncesinde client ablalar !F performance hall'i kasip kavuruyor. caz festivali'nin ancak acilis konserine gidebilmisiz daha, gevende'nin tadi damagimizda kalmis; nice odevlerin, midtermlerin arasinda kendimizi mercan dede'nin nefesine, talya'nin yuregine, goksel hoca'nin ellerine, burak'in yetenegine emanet ediyoruz. ah, ne iyi ediyorum, nice nice iyi insanlarla, dostlarla karsilasiyorum. hepsiyle konusmak istiyorum, devamli gulumsuyorum.
b bloktan ( en kotu bolum) bilet alip da vip bolumune kuruluvermekten, boyumca bir postere sahip oluvermekten mest olmusken birdenbire kuliste buluyorum kendimi. arkin ustad ayakkabilarini ters cevirmis, bir bir bizlere sariliyor. hepimize sikica sarilip koklaya koklaya opuyor. "ismin ne guzelmis.." diyerek ayrilip gidiyor yanimdan, heyecanlaniyorum. gulusuyoruz birlikte.
yaklasan yirmi yas ertesi sendromu ve wax poetic konseri ise benim icin 15 gundur bambaska bir heyecan; ilhan ersahin'i kkm'nin fuayesinde dinleyebilmek, deliler gibi dansetmek. tabii, takvimler malum tarihi gosterdiginde bir sene ne de cabuk gecmis dedirten hilton'a ayak basacak olmam da heyecanimi arttirmakta: efes pilsen blues festivali. derslerimm cok kotu ama icim icime sigmiyor, yeryuzu almiyor bedenimi diyesim geliyor. bolume giderken, beseri'ye gecerken paul van dyk dinliyorum. adimlarim hizli hizli, gozlerim hep er bey'de.
23:33
b bloktan ( en kotu bolum) bilet alip da vip bolumune kuruluvermekten, boyumca bir postere sahip oluvermekten mest olmusken birdenbire kuliste buluyorum kendimi. arkin ustad ayakkabilarini ters cevirmis, bir bir bizlere sariliyor. hepimize sikica sarilip koklaya koklaya opuyor. "ismin ne guzelmis.." diyerek ayrilip gidiyor yanimdan, heyecanlaniyorum. gulusuyoruz birlikte.
yaklasan yirmi yas ertesi sendromu ve wax poetic konseri ise benim icin 15 gundur bambaska bir heyecan; ilhan ersahin'i kkm'nin fuayesinde dinleyebilmek, deliler gibi dansetmek. tabii, takvimler malum tarihi gosterdiginde bir sene ne de cabuk gecmis dedirten hilton'a ayak basacak olmam da heyecanimi arttirmakta: efes pilsen blues festivali. derslerimm cok kotu ama icim icime sigmiyor, yeryuzu almiyor bedenimi diyesim geliyor. bolume giderken, beseri'ye gecerken paul van dyk dinliyorum. adimlarim hizli hizli, gozlerim hep er bey'de.
5 tane
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

konser sonrası yazılarını okuyunca board geliyor aklıma hep. bu yazı orda olmalıydı ve altında birsürü heycanlı mutlu insanın yorumu olmalıydı.
gidemediğim konser geceleri uyumaz yazıları beklerdim. sayfayı yenilerdim 5 dakikada bir.
bu sefer boardu değil de seni bekledim. bisürü kere baktım yazmışmısın diye.
bir devrin sonuna geldik galiba. istanbulda mercan dede değil arkın allen konserleri var artık.
love will tear us apart again ile ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim arasında acayip bir benzerlik buluyor yazımı bitirirken seni öpüyor ve özlediğimi belirtiyorum.
canim reham,
kendimi insanlara tanittim ve beni sen sandiklarini soylediler. hep erkek mi kiz mi karistiriyorduk seni diye yorumlarda bulundular, usulca kafami egip reha da benim icimde kalsin, bendeniz tutku diye belirttim. cok guzel insanlardi hepsi, bambaska bir atmosfer vardi. en onlerde oturmamdan mutevellit burak'in heyecanini en cok ben paylastim gibime bile geliyor, burak da sag olsun bugun mesaj atmis. resmen enerjinizden etkilendim, size baktim konser boyunca, bana guc verdiniz diyor. bambaska bir mutluluk yahu..
evet evet, artik arkin abimiz sanatini o yonde icra ediyor, unfortunately gonderiyorum icimin taa derinlerinden fakat o ne yapsa dinleniyor yahu.. bu arada konser oncesi - konser yani kafede otururken alper beyler kafe sahibine 800 cdsini vererek calmalarini rica etti, bir sessizlik icinde dinlerken sirasiyla herkes yeni albumu bir turlu benimseyemediklerini, butunlugu yakalayamadiklarindan dem vurdu; sasirdim. nefes'i de ben benimseyememistim diyemedim ama 800'e bir tek ben mi bayildim bilmiyorum. ozellikle, tutsak. imzali bir 800'um var artik, goksel hoca'nin arkasina mektup yazdigi dev bir posterim ve dede'den sana artirdigim, sakladigim puruzsuz teninden bir opucuk. allahim, bir insanin teni bu kadar mi puruzsuz olur, ici disi - fizyolojik ve psikolojik durumu her seyiyle bir olan bana gore simdilik sadece o.
hey hey, 4 aralik babylon konseri diyorlar beni gaza getiriyorlar, ne dersin ne dersin ? kendimi ozletmek istemem ya boyle upuzun bir cevapla gonlunu alayim dedim, basarabildim galiba ha ?
hosca kal bakalim,
dede'nin opucugu.
oh oh, eklemeden edemeyecegim in a manner of speaking ile de sevgilim yoksa sen sevgilim olmayabilir misin arasinda da bir bag kurabilirim galiba, hani biraz zorlasan kurarim.
bana cok sigara iciyorsun dediler, emre beyler cok kizdilar, beni okula arabayla birakmamakla tehdit ettiler gece gece; imdat..
Bu yorum yazar tarafından silindi.
sabahın bu saatinde bana yılmaz erdoğan dinlettirip, yeni zelandaya gitsem ne güzel olur düşüncesiyle içimde uyanıveren anlamsız heycanı melankoliye döndürdüğün için kocaman sarılmak istiyorum sana.
4 aralıkta dede öpücüğümü de al gel.