annemin kendi elleriyle yaptigi taze fasulye yemegini ve yufka ekmegini abimin kollarindan kendi buzdolabimda gorunce beni bir aglama tuttu, hungur hungur. burnumu ceke ceke.
sabahlayarak anca bitirdigim odevimi teslim ettikten sonra odama donup bir tarafi catlamis plastik tabagima fasulyeyi koydum, ekmek sepetine yufkalari boldum, bir ayran actim. tursu da cikardim. kasenin altina 576 liralik borcumu gosteren kredi karti ekstresi kagitlarini serdim. uzerlerinde 'guc sizde' yazarken ben ayran icip kornison tursuyla huzunlendim.
beni koyumun yagmurlarinda yikasinlar, o pantolonu kredi kartiyla almayacaktin tutku. betul mahlasli ali, sen benim kucuk kardesimsin. bunu buraya yaziyorum:
Ali: sen var ya
sen var ya sen
küçük kaprisli bir
soylu sınıf mensubusun
ttku: ahahahahahaha
ahahahahahaha
agzimi aca aca guluyorum su an
Ali: soylular gibi
genzini temizlersin
güldükten sonra
"unu yimim, bunu yimim"
ttku: boyle icten de gegirir miyim ?
Ali: "yimiktin sunra kahve içiciğim"
eved
ttku: pardon diyip
devam ederim
Ali: "ah feriha hanımcığorrrrrrrrrrp....pardon"
"tatlı da ne güzel ollürrrrpss.....pardon"
aristoktu
4 tane
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
"turşu çıkartmak" ne entresan bir eylemdir
"soğanda kırıverseydin"
unu yimim.
unu yimmek, benim altından kalkabileceğim bir iş değil.
iş olup olmadığınıda anlamadım o da ayrı mevzu
jens lekman dedin de aklıma ne geldi,
david lynch'in au revoir simone sevgisi ve jens'in kim ki o sevgisi arasında pek bi benzerlik buluyorum.
sonra sonra uyumuşum