la fontaine'in yazdigi masallar'i bir de tersten okumaya basladim.
nedense aklima bu yil bahar senliklerinde nasil eglendigimiz geliyor. yer yer disco boy esliginde, cogu zaman demet akalin'dan nagmelerle dansetmemizi hatirliyorum (dilegim goz kirp). ben malibu icmistim ananas suyuyla karistirilmis, beni o bozdu demistim a.'ya. a.'nin arkadasinin kolyesiyle dalga gecmistim, kim bilir kimin ceketini giymistim usudum diye; sarhos olmustum. ne guzeldi.
okulun son gunleri, artik eve donecegim. yurttaki odamda tek basimayim, kafam karisik. aciktim diyip asagi indim saate bakmadan, sunshine'in isigi yaniyor. oraya dogru yurudum, kalabalik. turkiye macini izliyorlar, ben de oturdum izlemeye basladim. oradaki cocuklardan bira da aldim. hamburger yiyerek, son on bes dakikada daha da heyecanlanarak, sevinc cigliklari atarak, hic tanimadigim insanlara sarilip ziplayarak maci izledim.
onemli bir sinavim var, hangi ders oldugunu hatirlamiyorum. sinava calismak icin ders cikisi kutuphaneye geldim, oglen vakitleri. bir kahve ictim, oturdum kitabin basina. bir agirlik coktu uzerime, tarifi simdilik mumkun degil. bir uyudum, kutuphane kapanirken uyandim. yurda gittim, uyumaya devam ettim.
dogum gunumun oldugu gun, dilegim, pelin oturuyoruz arka bahce'de. kurabiye kek bir seyler yedik uzerine sigara iciyoruz; sigara icmek yasak ama iceride herkes iciyor diyip iciyoruz. iki paket sigara sigarayi beser altisar bardak kahveyle bitirmistik. canimiz mi skkindi, mutluluktan mi oyleydik; tarifi hala mumkun degil. cok cok guzeldi. sonra da yurda gidip suslenmistik, disariya cikmistik hep birlikte. gulcin de vardi, sevci de, kaan da. tunali'ya gitmistik, bir guzel eglenmistik.
gectigimiz hafta, vize aldigim gun s. ile ben garip serce oturuyoruz tunus caddesi'nde. s. usulca ickisini yudumluyor, ben icmeyecegim bir sey diyorum. oyle istiyorum. zaten gun boyunca sigara da icmemisim icki de icmeyeyim diyorum. garson yaklasiyor, agzimdan nasil ne an ciktigini bile tarif edemeyecegim bir sekilde tekila shot diyiveriyorum. iki taneyi art arda bir guzel ictim. hava serindi, cok guzeldik. hala da guzeliz.
ickiye, sigaraya ve kahveye dair anilarimi yaziveresim mi tutmus ben de anlayamadim. oyle yazmis oldum, kendiligimden. yoksa ayse arman'in neco'nun eski esi ve kiziyla yaptigi roportaj uzerine bir seyler yazacaktim. peyami safa'dan bahsetmek istiyordum. peyami safa'nin gozluklerinden ve kendini bu kadar iyi ifade eden tek yazarin bana gore peyami safa olmasindan. hepsi su yaz sicaginin verdigi vehametle anilarimi paylasma istegime yenik dustu. dussun bakalim.
dilegim simdi yanimda olsa "napcan, idare etcen. su sigarayi yemeyi de birak. yemek ye!" derdi.
22:46
nedense aklima bu yil bahar senliklerinde nasil eglendigimiz geliyor. yer yer disco boy esliginde, cogu zaman demet akalin'dan nagmelerle dansetmemizi hatirliyorum (dilegim goz kirp). ben malibu icmistim ananas suyuyla karistirilmis, beni o bozdu demistim a.'ya. a.'nin arkadasinin kolyesiyle dalga gecmistim, kim bilir kimin ceketini giymistim usudum diye; sarhos olmustum. ne guzeldi.
okulun son gunleri, artik eve donecegim. yurttaki odamda tek basimayim, kafam karisik. aciktim diyip asagi indim saate bakmadan, sunshine'in isigi yaniyor. oraya dogru yurudum, kalabalik. turkiye macini izliyorlar, ben de oturdum izlemeye basladim. oradaki cocuklardan bira da aldim. hamburger yiyerek, son on bes dakikada daha da heyecanlanarak, sevinc cigliklari atarak, hic tanimadigim insanlara sarilip ziplayarak maci izledim.
onemli bir sinavim var, hangi ders oldugunu hatirlamiyorum. sinava calismak icin ders cikisi kutuphaneye geldim, oglen vakitleri. bir kahve ictim, oturdum kitabin basina. bir agirlik coktu uzerime, tarifi simdilik mumkun degil. bir uyudum, kutuphane kapanirken uyandim. yurda gittim, uyumaya devam ettim.
dogum gunumun oldugu gun, dilegim, pelin oturuyoruz arka bahce'de. kurabiye kek bir seyler yedik uzerine sigara iciyoruz; sigara icmek yasak ama iceride herkes iciyor diyip iciyoruz. iki paket sigara sigarayi beser altisar bardak kahveyle bitirmistik. canimiz mi skkindi, mutluluktan mi oyleydik; tarifi hala mumkun degil. cok cok guzeldi. sonra da yurda gidip suslenmistik, disariya cikmistik hep birlikte. gulcin de vardi, sevci de, kaan da. tunali'ya gitmistik, bir guzel eglenmistik.
gectigimiz hafta, vize aldigim gun s. ile ben garip serce oturuyoruz tunus caddesi'nde. s. usulca ickisini yudumluyor, ben icmeyecegim bir sey diyorum. oyle istiyorum. zaten gun boyunca sigara da icmemisim icki de icmeyeyim diyorum. garson yaklasiyor, agzimdan nasil ne an ciktigini bile tarif edemeyecegim bir sekilde tekila shot diyiveriyorum. iki taneyi art arda bir guzel ictim. hava serindi, cok guzeldik. hala da guzeliz.
ickiye, sigaraya ve kahveye dair anilarimi yaziveresim mi tutmus ben de anlayamadim. oyle yazmis oldum, kendiligimden. yoksa ayse arman'in neco'nun eski esi ve kiziyla yaptigi roportaj uzerine bir seyler yazacaktim. peyami safa'dan bahsetmek istiyordum. peyami safa'nin gozluklerinden ve kendini bu kadar iyi ifade eden tek yazarin bana gore peyami safa olmasindan. hepsi su yaz sicaginin verdigi vehametle anilarimi paylasma istegime yenik dustu. dussun bakalim.
dilegim simdi yanimda olsa "napcan, idare etcen. su sigarayi yemeyi de birak. yemek ye!" derdi.
3 tane
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
bak şimdi!
: )
s.yle içtik diyince, bir düşündüm, sonra bana bu onları anlattığını hatırladım, kıskandım. bensiz tekilalar anlamsız ttku, bilmiyor musun?
güzell :)