"oguz atay vurgunu olanlar, genellikle erkekler -kirgin, kirik, icinde kirik bir cocugu, korkulu erkek cocugu tasiyan erkekler. sokakta kavga etmemis de kitap okuyarak buyumus erkek cocuklari... boyle bir okuru var. oguz atay'in okurlari oguz atay'a, oguz atay'in kahramanlarina benziyorlar. diger erkekler gibi olamayan, saldirgan olamayan, kirik, ic yangini olan erkekler icin, icindeki kirik dokuk erkegin dile geldigini gormenin mesrulastirici bir etkisi oldu; oguz atay onlari bir sekilde ozgurlestirdi."
latife tekin - roll
seni sevdigim zamanlarda .. tehlikeli oyunlar'i okuyordun. gozlerimi actigimda calisma masanin ust rafindan tutunamayanlar bana selam veriyordu. bugun hatirladim, biraz agladim.
.
6 tane
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
Benim sevdiğim de bana okuduğu en güzel kitabın Tutunamayanlar olduğunu söylemişti..
Aslında bu yazdıklarını düşünmüştüm, kendim de. Sanki bir eksiklik olduğunu anlamamaya imkan yok sanki. hem ben ondaki eksiklikleri ve içindeki her daim gezen o yanı da bilmeme rağmen.. Üzülmek değil de, daha çok burukluk sanki..
gece rüyama tehlikeli oyunlar girmişken, sabah sırf bu yüzden mutsuz uyanmışken, seni açıp okuyorum, yazdıklarını görüyorum filan. hayat çok garip, bence.
ben de oğuz atay vurgunu bi adama aşık olmuştum. bi tek ona aşık oldum hatta. oğuz atay okuyor diye aşık olmuştum. aşkımın katili de oğuz atay oldu, bence. her ne kadar o benle aynı fikirde olmasa da. oğuz atay seven erkekler aşık olduklarını iddia ederler hep, çok ısrarcıdırlar ama senin ona aşık olduğun gibi deildir hiçbir zaman. o yüzden oğuz atay bi kadınla bi erkeğin ruhunda, farklı yerleri işgal eder hep.
yoksa mantıken, 2 insan da oğuz atay seviyorsa, sonsuza dek mutlu mesut yaşamalı, diğğmi? !!
Sessiz sessiz feed'lerden takip ederken dönemlerini, coşkunu, özlemini, hasretini, acılarını.. bazen öyle bir şey yazıyorsun ki, çıkıyorum o saklandığım yerden duramıyorum ve fısıldıyorum hafifçe "hala bile gönderdiğim mailler'de adım soyadım 'Turgut Özben' olarak çıkar sevgili ttku, Latife Tekin'in gözlemleri doğru"...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Merhaba, naber, iyisiniz inşallah. Latife ablaya kızdım şimdi. Önce Latife Tekin’in “Roll” diye bir kitabı mı çıktı diye düşündüm, salakça; sonra çaktım olayı. Herneyse, ama bu ona kızdığım gerçeğini değiştirmez; zira kendimi kolay kolay “Oğuz Atay vurgunuyum” diye tanımlamasam da, “Kimleri okuyorsun sen, ben çok merak ediyorum, kimleri seviyorsun, hadi n’olur söyle bana?”, “Örnek aldığın(ız) yazarlar var mı, varsa kimler?” gibi sorulara içimde “ya bi sktir”, dışımdan “Oğuz Atay ve Tanpınar diyebilirim.” Derim hep. Bu da bir anlamda Latife ablanın söylediği vurgunluğa eşdeğer bir şeydir az çok, -yani sanırım. Ve, itiraz ediyorum; kitap okuyarak büyümüş bir erkek değilim, ilk adam akıllı okuduğum kitap lise-1. sınıfa denk gelir; içimde kırgın, kırık bir erkek çocuğu yok, kırıldığı zamanlar hemen pansuman yapıyoruz; ve fena halde kavgacı biriyim, kavgada yumruk, tekme, cümle, bakış, kültür, birikim, cool tavır gibi şeyler kullanırım. Bu bir. İkincisi Oğuz Atay’ın kahramanlarının da sayın Tekin’in –artık samimi değiliz, sayın oldu- söylediği gibi çekingen, kırık filan olduklarını düşünmüyorum; hatta düşünmüyorum değil öyle olmadığını tüm dünyaya ispatlamaya hazırım.
Lakin sonuç olarak basith hanımın söylediği gibi herkeste farklı bir yer ediniyor, Oğuz Atay ve kahramanları. Buna karışmayalım, ama Latife ablanın yaptığı gibi “budur” demek de lüzumsuz ve saçma olmuş.
Bir de gıpta ettim sizlere, neden ben Oğuz Atay okuyan bir kıza aşık olmadım, yoksa kızlar Atay okumuyorlar mı, yoksa ben aşık mı olmuyorum, aşk ne ki, şu dünyamıza yaklaşan cisim de ne?
-kestik- kendi blogummuş gibi saçmalamayı kesip gidiyorum efendim, görüşmek üzere.
az once bugun izlemis oldugum ucuncu filmi de bitirdim. ucu de cok guzeldi, son izledigim filmde firat kafkas'a benzettigim adam oynuyordu. ben yine filmin yarisi kadar bu adam kime benziyor yahu ya takildim, beni bilirsin.
klayvede bir sey yaziyorum, yazarken ellerimin damarlari belli oluyor. oguz atay diyesim geliyor, nereden nerelere getirdik. bizimle beraber yurudu, seninle beraber gitti, benimle birlikte uyudu.
her seyler konusuyor. herkesten ziyade esyalarin da bir sansi olduguna inanirim, beni iyi bilirsin. her seylerimi bilirsin, neredesin.
yuruyorduk. istiklal'de yuruyorduk. yuzugun var, icim paramparca olmus. tasli bir yuzuk almissin da taktigin parmaginin denk geldigi elinle, yani saginla bana yumruk uzerine yumruk atmissin. suratim dagilmis. idare ediyorum, dayan diyorum. sen, onu bir dakika daha gormek icin nelerini verdin, nelerini vermezsin. ambalaji ve fisi bana uzatiyorsun, serendipity. hatirliyorum, halbuki unutkanimdir.
son izledigim film, tam senlikti. serendipity'ye benziyordu ama biraz daha hareketliydi. soundtrackleri de cok guzeldi, sana gondermistim oncesinden. biliyorsun filmleri sonra izlemesem de olur, oncesinde konusacak bir cift lafim olsun. muzik olsun, oyuncu olsun, hepsi oyun olsun.
ne yazik ki unutmayi secmiyorum. reconstruction'daki alex'in gomlek ile kazagi birlikte cikardigini hatirliyorum. giyim tarzi ne cok hosumuza gitmisti. elif abla son kitabinda kat kat giyinme tarzini benimseyenler icin bir yakistirma yapmis, kendine yakistirmadin mi? ben sana, kendime ve sonrasinda alex'e yakistirdim.
orhan pamuk bana hala yuzeysel geliyor, o adama guvenemiyorum. istanbul kitabini evde biraktim o yuzden, okumak istemiyorum. istanbul'un oykulerini senden belki de sonrasinda kismet olursa yuzyuze orhan amca'dan dinleyebilirim. nazarimda orhan baba bambaskadir bilirsin, radyoda o calarken arabadan inilmez.
ben herkesin gorecegi sekilde yaziyorum. benimle konusan esyalara da seni anlatiyorum. eger bir tek sen gormuyorsan uzulmeyecegim diye bir atasozum var.
ne yazik ki ruyalarima giriyorsun.
06.23 - filmin adi wicker park