yutkundukca kulaklarimda hissettigim baskiyi, bogazima oturmus hayvani yok sayip starbucks'a gittim. atkiyi (kaskolumla munubusu bagladim, ahahahahahaah dilegim goz kirp!) boynuma iki kere doladim, kisacik kalan uclarini da yakamin icine soktum. saclarim daginik, gozlugumun camlari cok kirli, agzimin tadi igrenc, disim agriyor, ayakkabimin bagcigini yeniden baglamam lazim ama sadece kartlarimi cebime koyup yuruye yuruye starbucks'a gittim. mert cocuk beni gorunce hemen yanima geldi, halimi hatirimi sordu. hastayim dedim, cok hastayim mert, bazen nefes alamiyorum mert, sinavlar da yaklasiyor mert, bir de dilimin arka tarafini isirdim cok aciyor mert. sana bi tea latte yapayim tutku hanim? olmaz mert. kahve icmeyi biraktin tutku hanim? tamam. ver bi bitki cayi mert, hadi. fincana koy da ver.
nazimi bir tek starbucks cekiyor, o da parasiyla. kendisine ait sandalyelere, koltuklara el sallayip alisveris merkezinin bankina oturdum. mert cocuk da geldi, havadan sudan konustuk. kendine dikkat et, havalara hic guvenilmiyor dedi; cok mutlu oldum. kolay gelsin, gecmis olsun. gulumseyerek ayrildik. gidip sac boyalarina baktim, burnumun koku almamasina ragmen parfumleri denedim, deli yurek dinleyip karfur'u dolastim. biraz rahatladim.
duzenli olarak spor yapiyorum, hastaneye yatalidan beri yemek duzenimi de oturttum ama bagisiklik sistemim neden bu kadar gucsuz anlamiyorum. uzuluyorum. kendine bakmiyorsun, dikkat etmiyorsun, vucudunu cok yoruyorsun diyenlere bi tane cakmak istiyorum aslinda fakat yapamiyorum. aksam vakti ise bir adam bana baska pencereden dunyayi gosteriyor, beyaz atli prensin hastane koridorlarinda seni beklemiyor diye tum harflerin, kelimelerin, oznelerin ve yuklemlerin onunde bana bagiriyor. utaniyorum, beni utandirmaya calismadan tum ictenligiyle bunlari soyledigi icin utaniyorum. derdime derman oldugu icin agliyorum, sagligimi geri istiyorum. sagligimi geri istiyorum.
8 tane
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
bi tatil herşeyi çözer.
dilinin arkasını nası ısırdın la :D
iyileşeceksin tutku. belli perhizler ve insan tahkirleriyle dolu zamanlar atlatmada yalnız değilsin, ben de böyle bir şey yaşadım. eskisinden çok daha iyi olacaksın, eminim. gözlüklerinin camı tertemiz, atkının uçları dört kere dolasan bile upuzun, deliyürek dinleyerek yaşamaya devam edeceksin.
incindiğim, el açtığım, acziyetimi ve hemen ardından da ne kadar güçlü olduğumu fark ettiğim bir dönemdi benim için. çok yakınımda yaşayan ve konuşabilmeyi hiç başaramadığım bir arkadaşım olan tanrıyı tanımaya başlamıştım, birlikte piknik yaptık, yan yana uyuduk, kitap okuduk. ve tüm bunlar bana kendime mukayyet olmayı, bazı şeylerin vazgeçilmezliğini öğretti. kötü şeyler insana çok daha fazla öğretiyor.
başını ağrıtmayayım. buralardayım, bilmeni istedim.
cok tesekkur ederim, cok.
hep yanimda ol.
taşıyabileceğimizden daha fazlasının altına girmedik henüz.
öpücükler.
çok geçmiş olsun tutku. inşallah kısa zamanda iyi olursun.. starbucksa hayatımda bir kere gittim, orda çay var mıdır bilmiyorum ama elma çayı boğazına iyi gelir. aslında bütün çaylar iyi gelir ama elma çayının tadı da güzeldir. bir de sıcak suya bal koyup limon sıkarsan çok çok iyi gelir. bunun tadı da güzel.
çok çok geçmiş olsun e mi?
tırtıl
hastalıgın nedir bilemiyorum ama cok gecmiş olsun. insan koşup gülerken, saglıgının farkında olmadıgı zamanlarda hastalık ona hiç ugramazmıs sanıyor, sonra o hastalık gelince sasırıp, ben mi, nasıl ya, nasıl ben olur diye sayıklanmaya baslıyor. ben de tam gecen sene martta boyle bişey yasadım, sürekli halsiz olmak, her zaman yapabildiklerini yine yapmak istediginde durdurulmak, hastane kokularını duyar gibi olmak bedeninden cok ruhunu yoruyor ama en büyük yardımcın sabrın olacak sanırım.
tek degilim, herkes bunları yasıyor, atlatacagım diyerek telkin etmeye calıs, zaman cok hızlı geciyor, bi bakacaksın ki gecmiş, koşa koşa starbucksa gitmişsin. =)
sevgiler
sene çatı'dan elma hoşafı alalım iyi gelir ıscahıscah :D