dilek ile birlikte 342 - history of 17th and 18th century philosophy dersinden ciktik. bu kar kiyamette sabah 8:40'ta grunberg'in dersine gitmemem, yataktan kalkmaya usenmem tam isabet olmus cunku ders 25 subat'ta baslayacakmis. z-39'da alacagim bu dersin adi systematic philosophy. dersin ismi cok komik, z-39 nerede bilmiyorum, bu hislerimi dilek ile paylastigimda cicek dilegim genelde bolumlerin isimlerinin bas harfine gore ayarlanan derslik isimlerinden feyz alip kafadan zeoloji muhendisligi, ziraat muhendisligi insa etti ve beni o binalarda systematic philosophy okumakla cezalandirdi. kikir kikir gulduk. ilk gunden iki saat ders isleyen canim hocamizi dinlerken esneyen, ders boyunca agzini sadece esnemek icin acan bizler ara verildigi an kantine kosup yiyecek iceceklere saldiriyoruz, bir yandan yiyip bir yandan agzimizdakileri bitirmeden konusmaya calisarak 10 dakikamizi boylece sonlandiriyoruz. 10 dakika icinde heyecanla on sirada oturan cocugun artik universitede okumasinin yasaklanmasi gerektigini, o'nun artik bir adam oldugunu, masanin uzerine arabanin anahtarlariyla telefonunu nasil biraktigini, italyan kesim siyah ceketinin ic astarinin turkuazin en kotu tonu olmasini tartistik. ustune bir de yandaki kizin cilginca notlar aldigini, oyle yazacak cok seyi nereden buldugunu, bizim neden bulamadigimizi konustuk. rahatladik, sonsuz mutluluk.
cati'ya dogru yururken fizigin oradan kutuphaneye dogru karda posetle kayanlari gorunce ben de kayacagim dedim heyecanla ve minicik bir posetin uzerine sigismaya calistim, olmadi. siyah devcileyin cop posetine sahip arkadasa posetini bir tur vermesi icin rica ettim, beni kirmadi. guzelce yerlesirken bu cilgin genc beni arkamdan ittirdi ve kaymaya basladim. ama duramadim. ayol duramiyordum, kutuphanenin kapisina dogru yaklastim resmen. tepeden birisi "cocuk gidiyor, durdurun lan !" diye bagirdi. coktum dostlarim, mahvoldum. iste bu yuzden durabildim. beni afacan cocuk goren bu ergen gence yaklasip ben ucuncu sinifim dostum demek istedim. dilek de bu durumu haylazca posetini istediginden seni cocuk sanmistir diye yorumladi. hayat cok sasirtici.
havalar gittikce soguyor, derslere gidebilmemizi kar sayiyorum ve hemen yurda donup galon galon bitki cayi icerek pushing daisies izliyorum; gunler boyle geciyor sevgili okuyucum. pitzer'dan duzenli olarak blogumu ziyaret eden okuyucum, sizi merak ediyorum. hayat cok heyecanli.
20:58
cati'ya dogru yururken fizigin oradan kutuphaneye dogru karda posetle kayanlari gorunce ben de kayacagim dedim heyecanla ve minicik bir posetin uzerine sigismaya calistim, olmadi. siyah devcileyin cop posetine sahip arkadasa posetini bir tur vermesi icin rica ettim, beni kirmadi. guzelce yerlesirken bu cilgin genc beni arkamdan ittirdi ve kaymaya basladim. ama duramadim. ayol duramiyordum, kutuphanenin kapisina dogru yaklastim resmen. tepeden birisi "cocuk gidiyor, durdurun lan !" diye bagirdi. coktum dostlarim, mahvoldum. iste bu yuzden durabildim. beni afacan cocuk goren bu ergen gence yaklasip ben ucuncu sinifim dostum demek istedim. dilek de bu durumu haylazca posetini istediginden seni cocuk sanmistir diye yorumladi. hayat cok sasirtici.
havalar gittikce soguyor, derslere gidebilmemizi kar sayiyorum ve hemen yurda donup galon galon bitki cayi icerek pushing daisies izliyorum; gunler boyle geciyor sevgili okuyucum. pitzer'dan duzenli olarak blogumu ziyaret eden okuyucum, sizi merak ediyorum. hayat cok heyecanli.
9 tane
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
anaaa çocuk gidiyoooo ((: bi gün gülerken düşcez garda ona yanıyom.
duality vs. ikirciklilik.
ben pitzerden seni ziyaret etmiyorum.. ama sonuçta eiyorum ziyaret. benı merak etmıyor musun? etmiyorsan, haksızlık.
:)
ediyorum sayin isimsiz. zaten merak edelim diye isimsiz yorum yapabilme ozelligini aktive ettim. hayatima boyle heyecan katmasam nasil hayat cok heyecanli diye yazacagim, sizler de okuyacaksiniz ? anlasma cabasi icindeki insanlarin kisirdongusu iste beni boyle pitircik eden, cok guzel. hadi kim oldugunu soyle bakalim, soylemem falan dersen israr da etmem. sadik okuyucuysan zaten genelde yorumlara cevap yazmadigimi da bilirsin ama saat 00:06, biraz hareketlenelim.
isimsiz olan okuyucu benim, tırtıl.. tanıdıgını sanmıyorum. ama evet, yorumlara cevap yazmadıgını bılecek kadar sadık bir okuyucunum.. :)
saat 12.36, sanırım biraz gec kaldım..
khkhkh, seni taniyorum pir pir ama artik blogun yol vermiyor, iznimiz yok.
:}
i.v.t.b.o. diyebilirsin bana kısaca. düzenli olarak takip ettiğim bloglara hemen hiç yorum yazmamak, sadece okumak gibi bir huyum vardır.
yalnız bence pitzer'den okuyanı daha çok merak ediyorsun. hâlbuki şöyle bir gerçek var ki, oralardan olduğunda insan, sevebileceği, onu çoğaltacak bir şeyler okumaya daha çok ihtiyaç duyar, adı üstünde, sistematik sıla psikolocisi :) asıl önemli olan, rahat döşek-bol yemek ikilisine sahip olduğun hâlde okumaya vakit harcamaktır.
o yüzden bence, biz gibi buralı okuyucaların da en az onun kadar merak edilmeyi ve değeri hak ediyoruz.
buna da "datlu datlu sitem etmek" deniyor.
ay, bakiyorum da ben yorumlara cevap yazdikca gelen yorumlar cogaliyor. demek bu isler boyle yuruyor. ne var hergun yazsaniz, deseniz ki tutku biz seni okuyoruz, su su cumleni hic sevmedik, bunlari sevdik ama; bu yasadiklarin hic ilginc degil, filan yasadiklarin cok komik diye belirtiverseniz. ben seviniyorum oyle olunca yahu, cidden. hem kim sevinmez ki, ben zaten karizmatik ve kuul bir insan degilim. ilgiciyim. hepinizi merak ediyorum hem ben, gece yatmadan once hepinizin kirpiklerini bir bir ortuyorum. dumtis, cikita !
tutti frutti tekilas beybim
madem öğrenmek istiyorsun, öyleyse ben de felsefe bölümünden arkadaşın aracılığıyla sana haber yollayan okuyucunum, bir kişinin daha kimliği açığa çıkmış oldu.